Aralık 2025
Aralık Ayının en heyecanlı gelişmesi
Studio78 olarak Aralık ayına çok umutlu bir başlangıç yaptık. Bu ayın en özel duyurusunu sizinle paylaşmaktan heyecan duyuyorum: brandHer.
Kadınların profesyonel alanlardaki görünürlüğünü arttırmayı hedefleyen bu proje, yalnızca bir marka kimliği tasarlama süreci değil aynı zamanda markaların doğuşuna eşlik.
Creative Hub, kadınların iş hayatındaki varlığının güçlenmesi için elindeki tek gücü, tasarım gücünü kullanmayı amaçlıyor. Bununla birlikte, bu vizyonu benimle birlikte büyütmek isteyen taze kreatifleri de destekleyecek çok kapsamlı bir sistem olarak kurgulanıyor.
Projenin ilk ilhamı: Kadın Girişimcilerin Hikayeleri
Proje, “tasarım desteğine ihtiyaç duyan kadın girişimciler” ile “portfolyosu için güçlü projeler oluşturmak isteyen kreatifler” arasında bir köprü kurmayı hedefliyor.
brandHer’ün ilk markası Purpower bize bilgi almak için ulaştığında bütçe olarak ortak bir noktada buluşamadık, ama biraz sohbet edince projeye hayran kaldık ve Elif Hanım’a biz bir teklifte bulunduk.
Dedik ki “sizi portfolyo projesi arayan tasarımcılarla buluşturabiliriz belki”
Bu hikayede 3 farklı açıdan herkes için fayda sağlanmış oluyor:
1. Marka için, o güçlü fikri destekleyecek yine güçlü oluşturulmuş bir marka kimliği ile profesyonel hayata giriş yapmış olmak.
2. Destekleyen kreatif için, hala inşa sürecinde olan portfolyoları için benimle geliştirilecek bir proje ve geleceğe yönelik (muhtemelen çok güçlü;)) müşteri portföyü.
3. Bizim için, tasarımcılarla beraber çalışarak eksik ve problemli yönleri keşfedebilmek, güçlenebilecek kadın girişimcilerin işlerinin altında diğer kreatifler ile beraber imzamız olması.
Aralık ayında anlaşmış olduğumuz marka için marka kimliği tasarımını ben üstlendim. Hem markanın acil ihtiyaçları hem de projeyi tanıtmak için vakte ihtiyacımız olması sebebiyle.
brandHer ile ilgili başvuru formları ve işleyiş ile ilgili ayrıntılı bilgi için proje sayfasına göz atabilirsiniz.
Desıgn niche
Bir tasarım nişi seçmek neden zor ve gerçekten ne gerektirir?
22 yaşında bir tasarımcı gönderdiği mailde bana apperal graphic designer olmak istediğini ve neler yapabileceğini sordu.
Aklımdan geçenler tüm tasarım alanlarına yayılabilecek kadar genel olduğu için buradan anlatmak istedim:
Niş bir alanda çalışmak sandığınızdan çok daha zordur.
Özellikle kariyerimizin ilk yıllarında müşteriden ne iş gelirse onu yapmamız gerekir. İlgi alanımız, tutkumuz, hayalimiz… hiçbiri başlangıçta çok belirleyici olmaz.
Ama bu soruyu görünce yıllar önce yaptığım bir hatayı anlatmak istedim. Çünkü o hata, bugün tasarım alanındaki önceliklerimin temelini oluşturuyor.
Arkadaşlarınızla marka kurmaya çalışmak sadece infuluencerların değil herkesin yapabileceği bir hatadır.
İki tasarımcı bir de tekstil imalatına hakim biriyle oturup “ya biz neden marka kurmuyoruz” dedik.
Önemli not: Ben bu hikayede tasarımcılardan biri değilim.
Aynı dönemde İstanbul’da forma imalatı ve ihracatı yapan bir firmada satın alma departmanında çalışıyordum. Napoli, Rangers gibi takımların tedarik süreçlerini görüyordum; Kappa, Umbro, EA7 gibi markalarla ilgili üretim ve kumaş detaylarına hâkimdim.
Elimin altında her şey vardı:
Artan kumaşlar
İmalathane
Baskı, nakış bilgisi
İki tasarımcı arkadaş
Teoride “mükemmel kombinasyon”.
Ama burada iki hata var:
1. Üretim bilgisi olmayan tasarımcılarla çalışmak
2.Arkadaşlarla çalışmak
Uzmanlığım polyester kumaşlardı.
Hangi baskının nereye tutacağını, hangi malzemenin neleri kaldırmayacağını, pamukta neyin mümkün olup polyesterde neyin imkânsız olduğunu biliyordum.
Arkadaşlarımın tasarladığı işler ise harikaydı ama teknik olarak mümkün değildi.
Açık konuşmak gerekirse: bazıları maliyet açısından hayaldi, bazıları ise fiziksel olarak üretilemezdi.
Sonuç?
Aylarca o mükemmel tasarımları pamuklu kumaşa nasıl oturtabileceğimizi düşündük.
Olamadı.
Ve ben çok uzun vaktimi neden olamayacağını anlatmak, alternatif sunmak ve tasarımı gerçek dünyaya göre yeniden şekillendirmekle geçirdim.
Bir noktada fark ettim:
İmalatta harcamam gereken sürenin üç katını “imkânsız bir tasarımı mümkün kılmak için” harcamışım.
Ve bu proje kalp kırmamak adına sessizce, benim tarafımdan kapatıldı.
Bugün tasarımcı olarak öğrendiğim şey: Niş, bilgi ister.
Artık tasarımın içindeyim.
Şunu açıkça söyleyebilirim: Bir tasarım, markanın üretim imkanlarına uyuyorsa değerlidir.
Ne kadar yaratıcı olduğunuz değil, tasarımınızın gerçek dünyada hayata geçirilebilir olup olmadığı önemlidir.
Bu nedenle her tasarımcı, çalışacağı sektörün en azından temel tekniklerine hâkim olmalıdır. Böylece müşterinizin imkanlarına ve teknik mümkünlüğe göre çalışırsınız.
Tasarım nişiniz ne ise, o sektörün mutfağında bir süre bulunmanız gerekir.
Mesela apparel designer olmak istiyorsunuz, ki bu durumda elimdeki örnekler konuya cuk oturmuş oluyor:
Gerekirse tekstil imalatında çalışan bir grafiker olacaksınız.
Farklı bedenlere farklı desenleri oturtmanın sıkıcılığına katlanacaksınız.
“Ben burada ne yapıyorum?” diyeceksiniz ama o bilgi cebinize yazılacak.
Malzeme, baskı, nakış, kalıp, maliyet, fire… sertifikasyonları bile, hepsini öğreneceksiniz. Böylece verdiğiniz bir renk kodu için bu boyada böyle bir renk yakalama imkanımız yok dendiğinde “aa neden” demek yerine o zaman şu boyayı kullanın diyebileceksiniz.
Portfolyonuzu bu alanda kapsamlı projelerle dolduracaksınız.
Ve elbette, sevmediğiniz işlere de dokunmak zorunda kalacaksınız. Burda belki de baristalık yaparken portfolyo inşa edeceksiniz diyorum.
Kimse bunları yaparsanız olacak garantisi veremez ama şunu söyleyebilirim bunları yapmazsanız olmaz.
Adım 1: kendine gerçek dünyada para kazandıracak bir iş bul.
Adım 2: bu işi yapmak istediğin işle ilgili hale getir.
Adım 3: Dünyaya yapmak istediğin işi yapıyormuşsun gibi bir portfolyo sun.
Hali hazırda cebimizde olan bilgilerimizle üretmeye devam ettiğimiz, yeni bir şey öğrenmeden geçirdiğimiz her gün o vizyonlu hayale ihanettir.
“Kendinizi strese sokmayın” diyemeyeceğim.
Burası Türkiye.
Bir şeyi elde etmek için hem çalışmaya hem de şansa ihtiyacımız var.
Tek başına ikisi de yetmiyor.
Ama ikisi bir araya geldiğinde işler değişiyor.